Tarladaki çukur nasıl oluştu?

İstanbul’da, havaların ısınmasını fırsat bilenler sahil ve parklara akın etti. Bazı vatandaşlar mangal yakarken bazıları Mart ayında suyun soğukluğuna aldırmadan denize girdi.

Yağmurlu ve soğuk günlerin ardından havaların ısındığı İstanbul’da hafta sonunu evinde geçiren vatandaşlar, mangallarını ve hamaklarını alarak soluğu sahil ve parklarda aldı. Kimi aileler mangal yakıp piknik yaparken aralarında çocuk ve gençlerin bulunduğu bir grup sıcak havayı fırsat bilerek Küçükçekmece Menekşe sahilinde denize girdi. Denizde akrobatik hareketler yapan bir vatandaş, “Deniz biraz soğuk ama yine giriliyor” diye konuştu.

Sıcak havanın tadını çıkaran ve piknik yapan vatandaşlar ise, “Uzun kışın ardından evde sıkıldık. Hafta sonu olması bir de havanın ısınmasıyla dışarıya çıktık” dedi. 

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İşte o mahalle…

Sanatçı Zülfü Livaneli’nin babası, Yargıtay Onursal Birinci Başkanvekili Mustafa Sabri Livanelioğlu son yolculuğuna uğurlandı.

Sanatçı ve yazar Zülfü Livaneli’nin 28 Mart’ta hayatını kaybeden babası, Yargıtay Onursal Birinci Başkanvekili Mustafa Sabri Livanelioğlu son yolculuğuna uğurlandı.

Livanelioğlu için Kocatepe Camisi’nde düzenlenen cenaze törenine, ailesinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yargıtay Başkanı Ali Alkan, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, CHP Genel Başkan Yardımcıları Gürsel Tekin ve Sezgin Tanrıkulu, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile çok sayıda kişi katıldı.

Oğlu Zülfü Livaneli, cenaze töreninde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, babasını kaybeden bir insanın kaç yaşında olursa olsun yetim kaldığını hissettiğini belirterek, ”Onurla şerefle yaşadı. Devlete yıllarca onurla hizmet etti. Bugün de burada, hem sevenlerinin hem sayın genel başkanlarımızın, milletvekillerimizin, dostlarımızın ve herkesin olması onun anısına gösterilen büyük bir saygı. Yargıtay’daki törende de aynı şekilde oldu. Ölüm acı ama kaçınılmaz bir şey. Fakat ruhu şad olsun. Ben şöyle diyorum; cennete gidecek kişileri sayacak olursak, herhalde ilklerden birisidir. Öyle yaşadı. Onu tanıyan herkes onu söyler” diye konuştu.

Cenaze namazının ardından, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve diğer katılanlar tarafından cenaze aracına taşınan Mustafa Sabri Livanelioğlu’nun cenazesi, Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Livanelioğlu’nun öz geçmişi

Elazığ’da 1918′de doğan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1940′da mezun olduktan sonra, 1943′te Ilgın Cumhuriyet Savcısı olarak mesleğe başladı.

Livanelioğlu, sırasıyla Fethiye Cumhuriyet Savcılığı, Silifke Cumhuriyet Savcı Yardımcılığı, Amasya Cumhuriyet Savcılığı, Muğla Cumhuriyet Savcılığı, Adalet Müfettişliği, Adalet Başmüfettişliği, Yargıtay Savcılığı görevlerinde bulundu. 26 Mayıs 1962′de Yargıtay üyeliğine seçilen Livanelioğlu, Yargıtay İkinci Ceza Dairesi Başkanı görevindeyken 20 Eylül 1977′de Birinci Başkanvekilliği’ne seçilmiş, 1 Temmuz 1983′de ise yasal yaş sınırından dolayı emekliye ayrılmıştı. 

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

7 yıl bekleyene hac müjdesi

Rize’de geçen yıl 15 ton üretilen ve yüksek fiyata rağmen kısa sürede tükenen organik balda bu yılki hedefin, 20 ton olduğu bildirildi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Şafak Bulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, organik arıcılığın, geleneksel yöntemlerle tarım yapılan bölgeden en az 3 kilometre uzakta, ilaç ve gübre gibi kimyasalların kullanılmadığı yerlerde yapılması gerektiğini belirtti.

Sertifikalı arıcılar tarafından yapılan organik arıcılıkta, bal ve diğer arı ürünlerinin, suni besleme ve kimyasal ilaçlamaya başvurulmadan, doğal ürünlerle üretildiğini ifade eden Bulut, bu ürünlere talebin gün geçtikçe arttığını vurguladı.

Rize’de 2 bin 600 işletmede 88 bin 297 koloni ile arıcılık faaliyetlerinin yürütüldüğünü anlatan Bulut, şunları söyledi:

”Geçen yıl yaklaşık 218 işletmede kara kovan balı üretildi. Organik aracılık faaliyetleri kapsamında ilimizde 2012 yılı sonu itibarıyla 43 işletmede bin 568 kolonide toplam 15 ton organik bal üretimi gerçekleştirildi. 42 işletmede bin 886 adet organik arı üretim kolonisi var. 2013 yılı hasat döneminde yaklaşık 20 ton organik bal üretimi hedefliyoruz. Çok fazla talep gören organik balın kilogramı, üretildiği bölgelere göre 150 ile 500 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuluyor.” 

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Halı sahada kalp krizi!

Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasından etkilenen Erzurum Lisesi öğrencisinin geliştirdiği sistem, trafik kazası yapan araçların yerini anında tespit edebiliyor.

Öğrenci Merve Turan, danışman öğretmeni İbrahim Balıkçı gözetiminde, TÜBİTAK’ın düzenlediği ”Ortaöğretim Öğrencileri Arası Araştırma Projeleri Yarışması”na katılmak amacıyla ”Kaza Tanıma Sistemi” adlı projeyi hazırladı.

Araç takip ve kaza anı bildirme sistemini geliştiren Turan, yaptığı çalışmayla proje yarışması bölge finalinde ikinci oldu.

Turan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geliştirdiği sistemin, trafik kazalarında yardım ekiplerinin zamanında ve doğru ekipmanlarla müdahale etmelerini sağlayan sensör, kamera, GPS sistemi, navigasyon cihazları, yazılımın bulunduğu bilgi işlem merkezi ve kaza bilgilerinin işlendiği bilgi ağından oluştuğunu söyledi.

Bu sistem sayesinde kaza yapan araçların yerinin anında tespit edileceğini vurgulayan Turan, ”Çalışmam, ambulans, itfaiye, sivil savunma, sivil ve trafik polisi araçlarına yerleştirilebilir. Kaza anı, uydu aracılığıyla bilgi işlem merkezine aktarılacak. Buradan da olay yerine gidecek ekibe aracın yeri tarif edilecek” dedi.

Turan, şöyle devam etti:
”Araca takılan cihazların yardımıyla kaza meydana geldiği an, aküden enerji alan sensörler devreye giriyor. Darbe sensörleri ve transdüserlerle, çarpmanın şiddetiyle orantılı olarak üretilen elektrik akımı, araç içi ve dışını fotoğraflayacak. Fotoğraf çekimlerinden elde edilen veriler, araca yerleştirilen GPS ve navigasyon aygıtlarına iletilecek. GPS sistemiyle araçtaki yazılım, bu verileri ve kaza yeri bilgilerini, bilgi işlem merkezine iletecek. Bilgi işlem merkezi, bu verileri değerlendirerek, hangi yardım merkezlerince sağlanacağını belirleyecek. GPS sistemi sayesinde kazaya en yakın yardım ekiplerinin bölgeye ulaşması sağlanacak.”

”Projemin Türkiye’de başka örneği yok”

Geliştirilen sistemin 500-700 TL arasında değiştiğini anımsatan Turan, ”Bu proje sayesinde, kaza anında çekilen ‘kaç yaralı var, araçta sıkışan var mı?’ Aracın bulunduğu yerin fotoğrafları olaya müdahale edecek ekibe gönderilerek, olay yerine varmadan nasıl bir kurtarma çalışması yapılacağına karar verilecek. Kazanın büyüklüğüne göre bölgeye gidecek ekip ve araç sayısı da tespit edilecek” diye konuştu.
Aynı anda kazanın polis, jandarma, 112 Acil Servis ekipleri ve sivil savunmaya aktarılacağını vurgulayan Turan, şunları kaydetti:

”BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazası sonucu hayatını kaybetmesinden çok etkilendim. Ben de ‘ne yapabilirim’ diye düşündüm ve öğretmenimin yardımıyla ‘Kaza Tanıma Sistemi’ projesini hazırladım. Eğer bizim geliştirdiğimiz bu sistem, Yazıcıoğlu’nun helikopterinde olsaydı kolayca yeri tespit edilebilirdi. Bu sistem kara taşıtlarının yanı sıra uçağa ve helikoptere de takılabilir. Geliştirdiğimizin sistemin Türkiye’de başka örneği yok.  

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Böyle gelenek mi olur?

Mardin’in Nusaybin ilçesinde, Türkiye Suriye sınırını ayıran mayınlı alana giren bazı vatandaşlar, mayın tehlikesine aldırış etmeden ailece piknik yapıyor.

Nusaybin ile Kamışlı kentlerini birbirinden ayıran mayınlı alanlar vatandaşların piknik ve hayvanlarını otlattıkları yerlere dönüştü. ”Mayın” tabelalarına rağmen bu alana giren aileler piknik yaparken çocuklar da uçurtma uçurdu. Bazı vatandaşlar da sürü halindeki küçükbaş hayvanlarını alanda otlatıyor.

Alanı çevreleyen dikenli teller ise yer yer kesilerek alana giriş kapısı yapılmış durumda. Vatandaşlar, ilçenin Yeşilkent, Mor Yakup, Zeynelabidin ve Kışla mahallelerinin etrafının mayınlı alanlarla çevrili olması ve ilçe merkezine yakın boş alan olmaması nedeniyle bu alana mecbur kaldıklarını dile getirdiler.  

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ve nihayet bahar geliyor

Rize’de sağlık merkezine dönüştürülen eski adliye binası elverişsiz yapısı ile hem çalışanlara hem de hastalara bir çok zorluk çıkartıyor.

Rize’de adliyeden sağlık merkezine dönüştürülen eski bina hizmet alanların işini bir hayli güçleştiriyor. Rize Adliyesi’nin yeni binasına taşınması ile boşalan eski Adliye Binası Sağlık Bakanlığı’na devredilmişti. Sağlık Bakanlığı, Adliye Binası olarak yapılan eski binaya Toplum Sağlığı Merkezi, Verem Savaş Dispanseri, Aile Sağlığı Merkezi ve Halk Sağlığı Laboratuvarını yerleştirdi.
Üç girişi bulunan binanın zemin katı Halk Sağlığı laboratuvarı olarak ayrıldı. Adliye olarak yapılan binada güvenlik gerekçesiyle zemin katta iki giriş, birde direk 1. kata çıkan 3. bir giriş bulunuyor.
Halk Sağlığı Laboratuvarı 1. katta yerleştirildiği için zemin kata açılan iki giriş kapatılırken, Sağlık Merkezi içerisindeki birimlere ulaşmak isteyen hastalar, ilk önce sakat rampası bulunmayan merdivenden binanın birinci katına çıkıyor ardından bir kat aşağıya inerek zemin kattaki Halk Sağlığı Laboratuvarı’na ulaşıyor. Aynı şekilde Halk Sağlığı Laboratuvar’ında işini tamamlayıp binadan ayrılmak isteyen hastalarda bir kat çıkıp tekrar bir kat inerek binadan ayrılabiliyor.

Zemin katta bulunan iki girişten bir tanesi engelli vatandaşlar için ayrılmış. Ancak giriş direk Halk Sağlığı Laboratuvarı’na bağlandığı için kapısı kapalı tutuluyor. Binada yönetmeliklere aykırı olarak engelli vatandaşların kullanabileceği her hangi bir giriş bulunmuyor.

Hizmet almak için Sağlık Merkezi’ne giren vatandaşlar yaptıkları açıklamalarda, “Binaya girmek için bir kat merdiven çıkıp bir kat inmek sonra tekrar bir kat çıkmaz zorunda kalıyoruz. Zemin katta iki kapı var. Bu kapılar açılırsa bu kadar eziyet çekmeyiz” dediler.

Emin Kanbur isimli bir Rizeli ise yaptığı değerlendirmede olayı mizahi yönden ele alarak, “Binada efor makinesi olmayabilir. Hastaların eforunu ölçmek için bunu böyle yapmış olabilirler” dedi. 

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Belediyeden ilginç anons

Kuruma tehdidi altında bulunan Tuz Gölü’nde 2012 yılında 20 bin 275 flamingo yavrusu kuluçkadan çıkarken, bu sayı bugüne kadar dünyada tespit edilmiş en büyük flamingo kolonisi olarak kayıtlara geçti.

Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sulak alanların hızla kuruması ve özelliklerini kaybetmesi nedeniyle son yıllarda sayıları giderek azalan flamingoların Tuz Gölü’nü kuluçka ve yaşam alanı olarak seçtiğini söyledi.

Tuz Gölü’ndeki flamingo üreme kolonisinin 1960′lı yılların sonunda keşfedildiğini belirten Yılmaz, “Flamingo kolonisi keşfedildiğinde barındırdığı kalabalık popülasyon tüm dünyanın dikkatini çekmişti. Tuz Gölü’nün güneyindeki çamur düzlüğü, flamingoların tüm Akdeniz Havzası’ndaki önemli üreme alanlarından bir tanesi ve Türkiye ‘deki en büyük üreme kolonisi. Türkiye’de Tuz Gölü dışında flamingoların düzenli olarak üredikleri tek alan ise bir diğer ÖDA (önemli doğa alanları) olan Gediz Deltası’dır” diye konuştu.

Doğa Derneği’nin 2003 yılından itibaren Tuz Gölü üzerinde, uçakla flamingo yavrularını ve çevre koşullarını incelediğini kaydeden Yılmaz, şu bilgiyi verdi:

“Doğa Derneği uzmanlarımız, her yıl üreme döneminde tek motorlu bir uçakla Tuz Gölü’ndeki üreme adaları üzerinde uçuyor. Bu uçuşlar sırasında Melih Özbek Dijital Akademi desteği ile çok sayıda hava fotoğrafı çeken araştırma ekibimiz, daha sonra bu görüntüleri, Fransız ‘Tour du Valat’ uzmanlarıyla birlikte analiz ederek, Tuz Gölü’nde üreyen flamingoların ve yumurtadan çıkan yavruların sayısını belirliyor. Bu yöntemle çevre koşullarında yaşanan değişimlerin popülasyon üzerindeki etkisi de belirleniyor.”

ÜREME SAHALARI DARALDI
Yılmaz, Anadolu ‘da flamingoların kuluçkaya yattığı alan sayısının 7′den 2′ye gerilediğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçtiğimiz yıllarda Anadolu’da flamingoların ürediği 7 farklı sulak alan bulunuyordu. Ne yazık ki bu alanlardan 5′i, izlenen yanlış su politikaları nedeniyle ya kurudu ya da özelliklerini yitirdi. Şimdi flamingoların geleceği ağırlıklı olarak Tuz Gölü’nün su toplamasına ve Gediz Deltası’nın korunmasına bağlı.”

FLAMİNGO CENNETİNE DÖNÜŞTÜ
Tuz Gölü’ndeki su durumuna göre flamingo sayısının da değiştiğini belirten Yılmaz, yanlış su politikaları sonucunda Tuz Gölü’nün dönemsel yağışlara bağlı olarak su toplayan bir göl haline gelmesi nedeniyle, gölde üreyen flamingo sayısında sert iniş ve çıkışların görüldüğünü kaydetti.

2012 yılında Tuz Gölü’nde kuluçkaya yatan flamingoların dünya rekoru kırdığına işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:

“Son dört yıldır Tuz Gölü’nün bol yağışlarla beslenmesi flamingo nüfusunu da etkiledi. Tuz Gölü’nde 2011 yılında 18 bin 418 flamingo yavrusu saymıştık ve bu, Batı Afrika ve Akdeniz ülkelerinde bugüne kadar kayda geçen en büyük sayı olmuştu. 2012 yılında ise 20 bin 275 flamingo yavrusu saydık. Bu sayı bugüne kadar dünyada tespit edilmiş en büyük flamingo kolonisi olarak kayıtlara geçti. Tuz Gölü, 2012 yılında 60 binin üzerinde flamingoya ev sahipliği yaptı ve bir flamingo cennetine dönüştü. Her flamingo çifti, 1 yumurta yumurtluyor ve bu da demek oluyor ki en az 40 bin 550 erişkin flamingo 2012 yılında Tuz Gölü’nde üredi. Ayrıca üreme denemesinde bulunan ve başarısız olan bireyleri de göz önüne alınca bu sayının çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor.”

Yılmaz, tüm bunların Tuz Gölü ve çevresinin on binlerce erişkin ve yavru flamingoya besin ve üreme olanağı sağlayabilen eşsiz bir alan olduğunu gösterdiğinin altını çizdi.

KURAKLIK FLAMİNGOLARIN SONU OLUR
Flamingoların Tuz Gölü’nde bir dünya rekoru kırmasının sevindirici olduğunu, ancak geçmişte yaşanan felaketlerin unutulmaması gerektiğini bildiren Yılmaz, “Kurak geçen bir yıl, flamingo yavrularının uçamadan susuzluktan ölmesiyle sonuçlanır. Beş yıl önce bütün flamingo yavrularının daha uçamadan susuzluktan öldüğüne şahit olduk. Flamingolar için olduğu kadar, diğer canlılar açısından da bu kadar önemli bir alana gözümüz gibi bakmamız ve alanın yaşadığı sorunları ortadan kaldırmak için harekete geçmemiz gerekiyor” dedi.

Yılmaz, gölde uygulamaya geçirilen projelerin flamingoları olumsuz etkileyebileceğini, son yıllarda flamingo cennetine dönüşen gölün önlem alınmazsa gelecekte flamingo mezarlığı haline gelebileceğini sözlerine ekledi.

 

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Aracıyla dereye daldı ve…

Rize Belediye Başkanı Bakırcı, yamaç paraşütüyle havalanmaya çalışırken yaklaşık 3-4 metrelik uçurumdan çay bahçesine düştü.

Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı, yörede yamaç paraşütünü yaygınlaştırmak amacıyla Rize Belediyesi bünyesinde kurulan Yamaç Paraşütü Spor Kulübü üyeleri ve Trabzon’dan gelen yamaç paraşütçüleri ile kent merkezine bağlı Çoparçılar Mahallesi Sırahoş tepesine gitti. Burada bazı paraşütçüler bireysel atlayış gerçekleştirdi.

Belediye Başkanı Bakırcı, bu atlayışların ardından paraşüt eğitmeni Köksal Özsoy ile atlayış için ilk denemesini yaptı ancak havalanmayı başaramadı. İkinci denemede koşarak paraşütle havalanmaya çalışan Bakırcı ve Özsoy, yine başarılı olamayınca yaklaşık 3-4 metrelik uçurumdan çay bahçesine düştü.

Vücudunda ağrılar hissettiğini söyleyen Bakırcı’ya ilk müdahaleyi çevredekiler yaptı. Bakırcı, daha sonra kaza yerine çağrılan 112 Acil Yardım Servisi ekibinin yaptığı müdahalenin ardından Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

Eğitmen Özsoy’da ise herhangi bir yaralanma ya da travma olmadığı öğrenildi. 

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Dehşet anları kameraya yansıdı

İzmir Bornova’da Erkek Kuaför Salonu işleten Birol Çayan, müşterilerine yaptığı 1 Nisan şakası ile herkesi korkuttu.

Çayan’ın uzun yıllardır müşterisi ve yakın arkadaşı olan Ayberk Özsoy, her zamanki gibi tıraş olmak için arkadaşının dükkanına geldi. Sakal tıraşı için koltuğa oturan Özsoy’u hazırlayan Birol Çayan, müşterisinin yüzünü sabunladı. Daha sonra hiç kimseye göstermeden usturadan jileti çıkardı ve avucuna kırmızı renkli boya sakladı. Koltukta her şeyden habersiz olan Ayberk Özsoy’un boğazına usturayı sürmesi ile her yer kan gölüne dönmüş gibi, kırmızı renkli gıda boyası ile boyandı. Ne olduğunu anlamaya çalışan Özsoy bir anda koltuktan fırladı ve boğazı kesilmiş zannederek aynalara bakmaya ve bir eliyle de boğazını yıkamaya başladı. Daha fazla müşterisinin korku dolu dakikalar yaşamasına dayanamayan Çayan, 1 Nisan şakası dedi ve avucundaki gıda boyasını gösterdi. Uzun süre buna inanamayan ve hala boğazında kesik arayan Özsoy ise diğer müşterilerin de yatıştırmaya çalışmaları sonucu boğazını yıkadı ve derin bir nefes aldı.

Kuaför Birol Çayan, “bu 1 Nisan şakasını uzun süredir planladığını ve kurban olarak Ayberk’i seçerken, hem uzun süredir müşterisi, hem de arkadaşı olduğu için tercih ettiğini” ifade etti. Ayrıca “bu kadar heyecan ve korku yaşayan Özsoy’un, bu şakanın anısına kendisini de hiçbir zaman unutmayacağını, çok güzel bir hatıra olduğunu” söyledi.

1 Nisan şakasının şakazedesi Ayber Özsoy ise, “ben her zamanki gibi sakal tıraşı olmak için geldim. Acil bir işim vardı ve Birol’a da acele etmesini söyledim. Kendisinin usturadan jileti çıkardığını ve avucuna o kırmızı gıda boyasını aldığını da görmedim. Ben boğazımı aynadan kıpkırmızı görünce bir anda hızlı hızlı nefes almaya ve neremin kesildiğini anlamaya çalıştım. Birol’u gerçekten tebrik ediyorum. Profesyonel bir artist gibi oynadı. Fakat şunu da eklemek isterim, seneye 1 Nisan’da kendisine çok dikkat etsin.” dedi.

travesti ve ankara travestileri

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yazlıklar da tehdit altında

Afganistan’da Taliban tarafından kaçırılan, 26 ay rehin tutulduktan sonra serbest bırakılan Sertaç Dikilitaş, yaşadıklarını Türkiye’nin Kabil Büyükelçiliği’nde AA’ya anlattı.

Uzamış sakallarıyla dikkati çeken ve en kısa zamanda ailesine kavuşmak istediğini söyleyen Sertaç Dikilitaş, Türkiye’nin Kabil Büyükelçiği’nde konuşurken zaman zaman duygusal anlar yaşadı. 

Büyükelçilik yetkililerinin yalnız bırakmadığı 29 yaşındaki klima teknikeri Sertaç Dikilitaş, resmi işlemlerinin tamamlanmasının ardından bugün ya da yarın Türkiye’ye gönderilmesi bekleniyor.

Kaçırılma anını bir daha hatırlamak istemediği gözlenen Dikilitaş, ”9 Ocak 2011 Pazar günüydü, şoför arkadaşımla beraber Celalabad’dan Kabil’e doğru gidiyorduk, Taliban yolumuzu kesti ve bizi aldılar, bu zamana kadar da onların içinde kaldım. Artık kurtuldum, yaşadığım günler tabii ki zordu, tek tek anlatmaya gerek yok. Kısa süre sonra aileme ve sevdiklerime kavuşacağım. Çok mutluyum ve çok şükür iyiyim” dedi.

”Başbakana teşekkür ederim”

Devlet büyüklerine müteşekkir olduğunu söyleyen Sertaç Dikilitaş, başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin Kabil Büyükelçisi Basat Öztürk ve MİT mensuplarına kendisi için müzakerelerde bulunup çok çalıştıkları için minnettar olduğunu söyledi. Dikilitaş, ”Devletimiz, bütün unsurları ile çalışıp beni kurtardı” dedi.

”Bekle beni annem”

Kabil Büyükelçisi Basat Öztürk’ün kendisini annesiyle telefonla konuşturduğunu ve annesinin sesini duyduktan sonra içinin ferahladığını dile getiren Dikilitaş, AA aracılığıyla annesine ”Anneciğim üzülme, az kaldı bir ya da iki gün sonra oğlunu göreceksin. Anneciğim, sen oğlunu ne kadar çok seviyorsan canından bir parça olan oğlun seni daha fazla seviyor. Kavuşacağımız gün çok yakın. Bekle beni geliyorum anne” mesajını gönderdi. 

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın